Unutmadıklarımız...



5 Haziran Dünya Çevre Günü kapsamında Aydın Efeler Belediyesi Nevzat Biçer Konferans Salonu’nda düzenlenen “Çine’de Kuvars/Feldspat Madenlerinin Çevre ve İşçi Sağlığına Etkilerinin Değerlendirilmesi” toplantısının ardından sonuç bildirgesi yayımlandı.
Türk Toraks Derneği ve Aydın Tabip Odası öncülüğünde gerçekleştirilen toplantıda, Çine havzasında yoğun şekilde sürdürülen kuvars ve feldspat madenciliğinin işçi sağlığı, çevre ve bölge halkı üzerindeki etkileri ele alındı.
Bildirgede, Türkiye’de madencilik faaliyetlerinin giderek yaygınlaştığı, çevre sağlığı ve iş güvenliği sorunlarının ise aynı ölçüde derinleştiği vurgulandı. Türkiye’nin feldspat üretimi ve ihracatında dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer aldığı belirtilirken, Çine’de yoğunlaşan üretimin beraberinde ciddi sağlık ve çevre sorunlarını da getirdiğine dikkat çekildi.
Türkiye’nin feldspat üretimi ve ihracatında önde gelen ülkeler arasında yer aldığı belirtilen bildirgede, Çine’de yoğunlaşan kuvars ve feldspat madenciliğinin işçi sağlığı, çevre ve yaşam alanları üzerindeki baskısının giderek arttığı ifade edildi.
Dernek, madencilik faaliyetleri sırasında ortaya çıkan solunabilir kristalin silika tozunun silikozis başta olmak üzere KOAH, kronik bronşit ve akciğer kanseri gibi ciddi hastalıklara yol açabileceğine dikkat çekti. Açık ocak işletmeleri, kırma-eleme ve öğütme tesislerinden yayılan tozların yakın yerleşim alanlarına kadar ulaşabildiği belirtildi.
“SİLİKOZİS RİSKİ SADECE İŞÇİLERİ DEĞİL HALKI DA TEHDİT EDİYOR”
Bildirgede, kuvars ve feldspat üretiminde en önemli mesleki riskin solunabilir kristalin silika tozu olduğu ifade edildi. Açık ocak faaliyetleri, kırma-eleme, öğütme ve nakliye süreçlerinde ortaya çıkan tozların yalnızca çalışanları değil, çevrede yaşayan vatandaşları da etkilediği belirtildi.
Uzmanlar, silikozis, KOAH, kronik bronşit ve akciğer kanseri gibi hastalıkların silika maruziyetiyle doğrudan ilişkili olduğuna dikkat çekerek, “Tozun görünmemesi, tehlikenin olmadığı anlamına gelmez” uyarısında bulundu.
Toplantıda paylaşılan verilere göre, 2012 yılında Çine’de yapılan bir araştırmada kuvars ve feldspat madenlerinde çalışan işçilerde silikozis görülme oranı yüzde 23,7 olarak tespit edildi.
Açıklamada ayrıca, Çine havzasındaki madencilik faaliyetlerinin yalnızca iş güvenliği sorunu olmadığı, tarım alanları, su kaynakları ve yaşam alanları üzerindeki etkileri nedeniyle bir çevre ve yaşam hakkı meselesi olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.
“ÇEVRESEL SİLİKA STANDARDI BULUNMUYOR”
Sonuç bildirgesinde, Türkiye’de yerleşim alanları için bağlayıcı bir çevresel silika tozu hava kalitesi standardının bulunmadığına işaret edilerek bunun önemli bir mevzuat eksikliği olduğu ifade edildi.
Uzmanlar, mesleki sınır değerlerin tek başına yeterli olmadığını, toplum sağlığını koruyacak ayrı düzenlemelere ihtiyaç bulunduğunu belirtti.
MESLEK HASTALIKLARINDA KAMUSAL SİSTEM TALEBİ
Bildirgede, meslek hastalıklarının tespiti, izlenmesi ve önlenmesinin bağımsız ve kamusal bir sistem tarafından yürütülmesi gerektiği vurgulandı.
İşyeri hekimleri ve iş güvenliği uzmanlarının kamu güvencesi altında bağımsız çalışması, sağlık verilerinin şeffaf biçimde paylaşılması ve işçilerin risk değerlendirme süreçlerine doğrudan katılması gerektiği ifade edildi.
TALEPLER SIRALANDI
Toplantı sonunda yayımlanan bildirgede şu talepler öne çıktı:
Bildirgenin sonunda, Çine havzasında yaşanan sorunun yalnızca iş güvenliği kapsamında değerlendirilemeyeceği belirtilerek, “Sağlıklı çalışma ortamı, sağlıklı çevre ve kamusal sorumluluk temelinde yeni bir yaklaşım gereklidir” değerlendirmesine yer verildi.
Kaynaklar: aydin24.haber & Aydınpost



